STAR GAZETESI

Memleketin bir Ferhat Göçer’e daha ihtiyacı yok!  

19 Temmuz 2008 Cumartesi, 06:03 CUMARTESİ

Memleketin bir Ferhat Göçer’e daha ihtiyacı yok!

Radyasyon onkolojisi uzmanı Dr. Tayfun Hancılar, yeni albümüyle Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Ferhat Göçer’i olarak anılıyor. O, bu durumdan rahatsız olmuyor ama ‘Hem müzisyen hem doktor olan yüzlerce kişi yok, bu benzetme çok doğal. Yine de Türkiye’ye bir Ferhat Göçer yeter bence’ diyor


O aslında radyasyon onkolojisi doktoru. Yani her gün, kanser tedavisi gören onlarca hastanın kimi zaman umut, bazen çaresizlik, bazen de acı dolu bakışlarına şahit oluyor. Onlarla seviniyor, onlarla üzülüyor. İyileşen her hastası onun için de bir sevinç kaynağı oluyor. Kaybettiği hastalarının ardından ise yakınlarıyla beraber acı duyuyor. Dr. Tayfun Hancılar’ı, görev yaptığı Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki hekimlerden ayıran yönü ise yıllardır müzik piyasasında olması ve geçtiğimiz günlerde çıkardığı üçüncü albümünün heyecanını yaşaması...

Hastanede ona ‘Ferhat Göçer’ diye takılsalar da bundan rahatsız olmuyor. Fotoğraf çekimleri sırasında istediğimiz pozlardan biri için ‘O pozu Ferhat Göçer verir, ben şöyle durayım’ esprisini yapacak kadar da durumla barışık. Hatta ‘Ondan ne eksiğin var?’ diyenlere ‘Fazlam bile var, ben daha yakışıklıyım!’ yanıtını vererek takılıyor. ‘Beni onunla kıyaslamalarından rahatsız olmuyorum. Neticede Türkiye’de hem hekim hem şarkıcı olan beş yüz kişi yok. Ama memlekete bir Ferhat Göçer yeter bence. Kaldı ki yeni albümüm de tarz olarak çok farklı. Huzurlu bir yol albümü yaptık bu kez’ diye konuşuyor.

Dr. Hancılar, yaklaşık 18 yıldır onkoloji uzmanı olarak mesleğini sürdürse de müzik, kimi zaman doktorluktan bile daha ön plana çıkıyor onun için.

‘İYİ TELEFONLAR DA GELİYOR’

‘Onkoloji uzmanı olduğumdan beri gece yarısı hep kötü durumlar için çaldı telefonum. Kadın doğumcular gibi değiliz ki, çocuk doğdu diye sevinçli haberler alalım her zaman! İşte müzik yaşamım bir anlamda bunu da törpülüyor. En azından artık ‘Abi hadi bu gece prova var stüdyoya gelmiyor musun?’ diye aranıyorum’ diyor.

Hancılar’ın müzik yaşamı 1989 yılına kadar gidiyor. O tarihlerde meslektaşıyla kurdukları Seyir Defteri adlı grupta beste ve söz yazarı, bas gitarist olarak yer alan Hancılar, 2000 yılına kadar iki albüm çıkardıklarını söylüyor ve ekliyor: ‘1989’da Uzun Yağmurlardan Sonra, 1990’da ise Tırışkadan Nağmeler adında iki albüm yaptık. Sonra ben Fransa’dan burs kazanınca iki yıl Paris’te yaşadım ve müzikten uzak kaldım.

2000 yılında tekrar döndüm, bu kez yine benim gibi onkolog olan Prof. Dr. Haluk Onat’ın da yer aldığı 87. Basamak adlı grubu kurduk. Çeşitli kongrelerde konserlerimiz oldu. En son 2005 yılında Kanser Derneği yararına sahneye çıktık. Ama bu grup da dağıldı. Zaten ben de albüm çalışmalarıma başlamıştım, ona yoğunlaştım.’

‘KASAP DA BEYAZ ÖNLÜKLÜ’

Dr. Tayfun Hancılar, beyaz önlük giymeyi hiç sevmiyor. Nedenini sorduğumda, ‘Kokoreççi de, kasap da beyaz önlük giyiyor. Ben uzmanlığımı aldığımdan beri beyaz önlükle çalışmadım. Arabamda dahi herhangi bir logo yoktur. Bu meslek beyin işi, logoyla, önlükle alakası yok. Hiçbir hastam da ‘sen doktor musun?’ demedi bu yüzden. Babam da hekimdi küçüklüğümden beri beyaz önlük görerek büyüdüm, sanırım biraz da onun etkisi var’ diyor.

Müzikle hobi olsun diye uğraşmadığının altını çizen Hancılar ‘Müzik benim ikinci mesleğim. Profesyonel olarak yapıyorum ben bu işi. En son Babylon’da Kadir Çöpdemir’le beraber sahnedeydim. Eylülde gösteri tekrarlanacak. Kaldı ki albümün de mastering kayıtları vs Londra’da yapıldı. Günde 60’a yakın hasta görüyorsunuz ve kanserin ne kadar zor bir alan olduğunu tahmin etmeniz güç değil. Onlarla akraba gibi oluyorsunuz bir yerden sonra. Beraber üzülüp beraber seviniyorsunuz. Belki psikolojik açıdan benim ayakta durmama yardımcı oluyor müzik. Hastanede televizyon olan bölümlerde klibimi gören hastalar oluyor bazen ve içeri girdiklerinde çok mutlu görünüyorlar. Bu insanların hayatında da çok fazla renk yok, kendi doktorlarını orada görmek onları da mutlu ediyor aslında’ diye konuşuyor.


Candan çok beğendi



ALTI yıllık bir aradan sonra Kilit adlı albümüyle müzik dünyasına yeniden giren Dr. Hancılar, müzik serüvenine Timur Selçuk’tan aldığı derslerle başlamış. 1995’den bu yana Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Kliniği’nde radyasyon onkolojisi uzmanı olarak çalışan Hancılar geçtiğimiz yıl başladığı albüm projesi için uzun bir arayış dönemi geçirdiğini söylüyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor: ‘Selahattin Erhan, Aslı Zen ve Stelios Rokos’un besteleri ile Fikret Kızılok’un unutulmaz şarkısı Yeter ki’nin yeni versiyonu da var. Seyhan Müzik etiketi ile piyasaya çıktık. İlk klibimi Yeter ki’ye çektik. Yazın ‘eller havaya’ kışın ‘ağlatan’ şarkı satar alışkanlığıyla herkesin aynılaştığı müzik piyasası dinleyicide yorgunluk yaratıyor. İyi şarkının mevsimi olamaz. Albümü tamamladığımızda hemen Candan’a (Erçetin) götürdüm. Dedim ki yerin dibine sokacaksan da sen yap, başkası yapmasın. Kötü olan yanlarını hiç çekinmeden söyle. Candan, ‘Ne kötüsü? Bu albümde en az 5-6 tane çok güzel şarkı var. İçin rahat olsun, her şeyiyle harika olmuş’ deyince içime sindi ve yaklaşık 2 hafta önce albümüm piyasaya çıkmış oldu.’




ÖZLEM YURTÇU
oyurtcu@stargazete.com

Tarih: 19 Temmuz 2008 Cumartesi, 06:03