HURRIYET KELEBEK

Bu yol albümündeki şarkıları müzikle ilgisi olmayan 30 kişilik jüri seçti

12 Temmuz 2008
Deniz İNCEOĞLU
Bu yol albümündeki şarkıları müzikle ilgisi olmayan 30 kişilik jüri seçti


Dr. Tayfun Hancılar, 15 yıldır Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde radyasyon onkolojisi uzmanı. Ancak birçok kişi onu, müzisyen kimliğiyle biliyor. Örneğin geçen martta Babylon’da Kadir Çöpdemir’le yaptığı Muhabbetli Türk Pop Tarihi adlı gösteri çok konuşulmuştu.


Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde okumaya başladığından beri müzikten elini ayağını çekmeyen, doktor arkadaşlarıyla gruplar kuran, besteler yapıp albüm hazırlayan Hancılar, ilk solo albümü Kilit’i Seyhan Müzik’ten çıkardı. Albüm, farklı yaşam tarzları olan 30 kişilik bir jürinin oylamasıyla 100 şarkı arasından seçilenlerden oluşuyor.

Babası pratisyen hekim olan Tayfun Hancılar (45), çocukken yaşadığı Ordu’da "küçük doktor" diye çağrılıyordu. Belki de bu yüzden doktorluğun dışında bir iş yapabileceğini hiç düşünmedi. Sadece Galatasaray Lisesi’nde yatılı okuduğu dönemde bayramlarda akordeon çaldı. Müzikle asıl tanışması 20 yaşında Ruhi Su’yu dinlediğinde oldu. Üç yıl bağlama dersi aldı.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden arkadaşlarıyla sahneye çıkmaya başladı. Tüm gün kahvede iş çıkmasını bekleyen kiralık ve gezgin bağlamacılardı. Biri programını iptal edince hemen onun yerine çıkarlardı. Bu dönemden sonra Hancılar, Timur Selçuk’tan armoni ve solfej dersleri aldı. Cerrahpaşa Tıp’tan arkadaşlarıyla Seyirdefteri adlı bir grup kurdu. Zülfü Livaneli ya da Yeni Türkü gibi o dönemin popüler sanatçılarının şarkılarından oluşan repartuvarları vardı. Hancılar, düzenlemeleri yapıyor ve bas gitar çalıyordu. İlk konserlerini okulun bodrumunda verdiler. Baterinin bazı parçaları eksik olduğundan kaloriferi zil olarak kullandılar.

DELİKANLI SEN GRUBUNA MADAME BOVARY ADINI KOY

Seyirdefteri, zorunluluktan konulan bir isimdi: "O yıllarda Şükran Kurdakul’un Bir Yürekten Bir Yaşamdan adlı şiir kitabını çok sevdiğimden grubun ismini de böyle koydum. Fakat bir gün beni çağırttı. Yanında Ferhan Şensoy’un da olduğu bir imza günüydü. ’Şiir kitabımın adını grubuna vermişsin. Ama ben profesyonel bir şairim. Bir gün benim için, şiir kitabının ismini bir gruptan almış derlerse cevap veremem’ dedi. Ferhan Şensoy aldı sözü: ’Delikanlı, grubun adını Madame Bovary koy. Onun yazarı çoktan öldü, sana bir şey diyemez.’ Bunun üzerine ismi değiştirip Sol Anahtarı yaptım. Ancak sol sözü nedeniyle hangi üniversiteye afişimizi astıysak arkamızdan dekanlar toplattırdı. Bunun üzerine en sonunda adını Seyirdefteri yaptık."

İLK ALBÜM ANADOLU’NUN HER YERİNE DAĞITILDI

Okulu bitiren Hancılar, onkoloji uzmanlığı eğitimi yapmaya başladı. Grup üyeleri hem okuyor, hem sahne sahne geziyordu. 1989’da ilk albümleri Uzun Yağmurlardan Sonra’yı çıkardılar. Bestelerin çoğu Hancılar’a aitti. Albüm piyasaya çıktıktan sonra Hancılar’ın İstanbul’a uzak illerde çalışan arkadaşlarından telefonlar yağdı. Oysa grup üyeleri İstanbul’da albümü hiçbir yerde bulamıyordu. "Kahtalı Mıçı o dönemde sadece Doğu’da tanınıyordu. Bizim yapımcımız Mıçı’nın da yapımcısıymış. Dağıtımcı da Kahtalı Mıçı’nın albümünü nereye dağıtıyorsa bizim albümü de oralara verdiğinden İstanbul’da değil ama neredeyse Anadolu’nun her köşesinde meşhur olduk."

Grup bir yıl sonra ikinci albümleri Tırışkadan Nağmeler’i Kalan Müzik’ten çıkardı. Ama bu albüm de istedikleri kadar popüler olmadı. Tayfun Hancılar’ın uzmanlığı 1991’de bittikten sonra Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde çalışmaya başladı. Bir bursla iki yıl Paris’te eğitim gördü. Döndüğünde müziğe ara verdi. Ama bir gün eski bas gitar öğretmeni Ahmet Güvenç’in ’Bu kadar emek verdin niye müziği bıraktın’ diye serzenişte bulunmasıyla yeniden bas gitar derslerine başladı, Basamak adında yeni bir doktor grubu kurdu. Yeni grubun iyi bir soliste ihtiyacı vardı. Hancılar, Meltem Taşkıran’dan şan dersleri aldı. Ve grup, 2005’te Babylon’da ilk konserini verdi. Özel toplantılarda çalmaya başladılar. Hancılar, konserlerde sesinin çok ilgi gördüğünü fark edince solo albüm hazırlıklarına başladı.

TEDAVİ EDEMEDİĞİM TEK HASTALIK MÜZİK

Son yıllarda hayatım biraz değişti. Ama artık müzik yapıyorum diye hastalarımı yüzüstü bırakamam. Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde günde 40’a yakın hasta kabul ediyorum. Bu biter bitmez müzisyen kimliğimi yaşamaya başlıyorum. Ve hayatımı aksatmadan müziğe devam etmeye çalışıyorum. Sanırım bu tedavi edemeyeceğim tek hastalık.

DİNLEYİCİLER OTOMOBİLLE GİDERKEN ŞARKILARDAN SIKILIP ATLAMAMALI

Candan Erçetin’in Elbette ve Sezen Aksu’nun Bahane albümünden beri, aynı albümü baştan sona hiç dinleyemedim. Herkes, iyi tutacak tek parça çıkarma derdinde. Benim albümümde dinleyiciler, otomobilde giderken sıkılarak bazı şarkıları atlayıp geçmemeliydi. Uzun bir yolculuğa eşlik edecek, farklı tınılar içeren, çok da sivri köşeleri olmayan bir albüm olsun istedim. 100’e yakın beste önerisi geldi. Değişik meslek gruplarından arkadaşlarım arasından 30 kişiyi jüri yaptım. Özellikle müzik camiasından kimseyi dahil etmedim. Tüm şarkıları dinleyip tek tek puan verdiler. En yüksek puan alan şarkılar albüme konuldu. Slow, club, İspanyol ve çigan tarzında şarkılar, Selahattin Erhan, Aslı Zen ve Stelios Rokos’un besteleri, Fikret Kızılok’un unutulmaz şarkısı "Yeter ki"nin yeni versiyonu var albümde. Eskiden grup halinde yaptığımız albümlerde mesaj verme kaygısı taşıyorduk. Ama bu seferki, insanları dinlendiren 12 aşk şarkısı. İsmail Soyberk, Erdem Sökmen, Levent Altındağ ve Gündem Yaylılar Topluluğu bana eşlik etti. İlk klibi de Fikret Kızılok’un "Yeter ki" parçasına çektik.